Mirasta Denkleştirme ve Tenkis Davaları
Bu makale “Terazi Hukuk Dergisi, Sayı 139, Mart 2018, Sayfa 105-114” de yayımlanmıştır.
I. Genel Olarak
Kanuni mirasçının mirasbırakanın sağlığında mirasbırakandan karşılıksız olarak aldığı mal ve değerlerin, kanunda düzenlenen koşulları oluşmuşsa terekeye iadesini sağlayan kurum mirasta denkleştirme davasıdır. Bu dava ile amaçlanan kanuni mirasçılar arasında bozulan eşitliğin giderilmesi, dengenin sağlanması ve altsoy arasında eşitliğin sağlanmasıdır.
Öte yandan, saklı paylar mirasbırakanın terekesinden tasarruf edebileceği kısmın sınırını oluşturur. Tasarruf edilebilir sınır aşıldığında aşılan kısmın tenkisi yani saklı paylı mirasçı lehine eksiltilmesi söz konusu olur. Tenkis davası, saklı payı zedeleyen ölüme bağlı tasarrufların tümü ile bazı şartlar gerçekleştiğinde sağlararası tasarruflar hakkında açılabilir. Ölüme bağlı tasarrufların tenkis tabi tutulmaları için tek şart, saklı payı zedelemeleridir. Buna karşılık saklı payı zedelese dahi her sağlararası tasarruf tenkise tabi tutulmaz. Sağlararası tasarrufların tenkise tabi tutulmaları için kanunda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerekir.
Yukarıdaki paragrafta anlatılanlar her iki davanın özü olmalarına rağmen, mirasta denkleştirme ve tenkis davaları miras hukukunun en teknik davalarıdır. Bu nedenle gerek dava hazırlığı aşamasında ve gerekse görülen davalarda pek çok hata yapılmakta, bu nedenle hak kayıplarına sebep olunmaktadır.
II. Mirasta Denkleştirme (İade)
A. Genel Olarak
Mirasta denkleştirme davası, tespit ve edayı amaçlayan, kanuni mirasçının mirasbırakanın sağlığında mirasbırakandan karşılıksız olarak aldığı mal ve değerlerin, kanunda düzenlenen koşulları oluşmuşsa, terekeye iadesini sağlayan bir kurumdur. Amaç kanuni mirasçılar arasında bozulan eşitliğin giderilmesi, dengenin sağlanması ve altsoy arasında eşitliğin sağlanmasıdır.
TMK’nın 669/1. maddesi bu yönde düzenleme içermekte olup, düzenlemeye göre “kanuni mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.” Mirasın kanuni mirasçılar arasında paylaştırılmasına başlanıldığında davacı bu dava ile davalıdan mirasta iade borcunu yerini getirmesini talep edebilir. Bu talep hakkı şahsi hak niteliğindedir.
İadesi gereken mirasbırakanın sağlararası (ölüme bağlı olmayan) bağışlamaları, mirasbırakanın hayatta iken kanuni mirasçı lehine yaptığı bağışlamaları, yani bu şekilde terekeden çıkan mallarıdır. Mirasbırakan tarafından mirasçı olmayan kişilere yapılan bağışlamaların iadesi talep edilemez. Mirasçı olmayan kişiler lehine yapılan bağışlamaların eğer saklı pay kurallarını ihlal etmişse ancak tenkisi istenebilir. Geri verme borcu ile geri vermeyi isteme hakkı mirasçılıktan kaynaklandığından geri verme borcu ile yükümlü mirasçı, mirasın reddi , mirasçılıktan çıkarma (ıskat) , mirastan yoksunluk ve mirastan feragat sözleşmesi gibi nedenlerle mirasçılık sıfatını kaybederse geri verme borcu ortadan kalkar. Aynı şekilde bu şekilde mirasçılık sıfatını kaybeden mirasçı iadeyi isteme hakkını da kaybeder.
Kanun, altsoya yapılan kazandırmaları diğer kanuni mirasçılara yapılan kazandırmalardan farklı esaslara tabi tutmuştur. Altsoy mirasçılar arasındaki iadeye “kanuni iade”, diğer mirasçılar arasındaki iadeye “iradi iade” denmektedir. Kanuni iadede mirasta denkleştirme kanundan kaynaklanmakta olup, geri verme yükümlülüğü mirasbırakanın altsoyu yönünden kanuni bir karinedir . Altsoy dışındaki mirasçılar yönünden ise iade yükümlülüğünün olup olmadığı mirasbırakanın bu yöndeki irade açıklamasına bakılarak tespit edilir.
“…altsoy açısından karşılıksız kazandırmada miras payına mahsup edilmek üzere hareket edildiği yönünden karine olup; kural olarak denkleştirme söz konusudur. Kazandırmanın miras payına mahsuben verilmediğinin ispat yükü kazandırmadan yararlanan davalılara düşer…” (Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2015/3521 K. 2015/3723 T. 06.04.2015)
TMK’nın 671/1. maddesine göre, denkleştirme, kanuni mirasçının kendisine yapılan kazandırmayı terekeye aynen iadesi (aynen denkleştirme) şeklinde olabileceği gibi, miras payından mahsubu (mahsuben denkleştirme) şeklinde de olabilir. Kısmen aynen ve kısmen mahsuben denkleştirme mümkün olmayıp, iade ile yükümlü kanuni mirasçının birini tercih zorunluluğu vardır.
B. İade Borçlusu Olma Koşulları
TMK’nın 669/1. maddesine göre iade borçlusu olmak için, mirasbırakanın kanuni mirasçısı olmak ve mirasbırakanın sağlığında ondan denkleştirmeye tabi bir kazandırma almış olmak gerekir. Kazandırmanın mirasbırakanın terekesinden ve miras payına mahsuben yapılması ön koşul olup, kazandırmanın kanuni mirasçıya yapılması gerekir. Mirasta iade ile mükellef olmak için mutlaka mirasçı olmak gerektiğinden, mirastan feragat, mirasın reddi, mirastan yoksunluk ve mirastan çıkarma (ıskat) hallerinde mirasçılık sıfatı sona ereceğinden bu kişilerin mirasta iade yükümlülükleri yoktur. Ölüme bağlı kazandırmalar denkleştirmeye tabi kazandırmalar değildir.
“…davalının annesi B. temlik ve temellük tarihinde sağ olduğuna göre davalı N.’in miras bırakan S.’nin mirasçısı olamadığı da kuşkusuzdur. Böylesi bir olayda davalı mirasçı olmadığına göre TMK’nın 669 ila 675. maddeleri arasında düzenlenen (mirasta iade) mirasta denkleştirme hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır…” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2011/3353 K. 2011/8055 T. 8.7.2011)
“…Mirasbırakanın bu tasarrufu 743 Sayılı Yasanın 603/2 maddesi anlamında cihaz, tesis, borçtan kurtulma ve benzeri bir tasarruf amacı ile yapılmadığı anlaşılmaktadır. Taşınmaz bir evdir. Davacı ve mirasbırakan bu evdeki paylarını davalıya bağışlamışlardır. Diğer bir ifade ile bu bağış 603/1 maddesi anlamında bir tasarruftur. Bu tasarrufun iadeye tabi tutulabilmesi için, miras payına mahsuben verildiğini ispat etme yükü davacıya aittir…” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2006/21023 K. 2007/5714 T. 5.4.2007)
Mirasbırakanın sağlığında altsoyuna yaptığı karşılıksız kazandırmalar, aksine açık bir beyan mevcut değilse, kanun gereği denkleştirmeye tabidir. Altsoyun iade borcundan kurtulabilmesi için, yapılan kazandırmanın olağan hediyeler olduğunu veya evlenme sırasında çeyiz gideri nedeniyle yapılan harcamaların alışılmış ölçüler içerisinde olduğunu veyahut çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan giderlerin alışılmış ölçüler içinde olduğu ve mirasbırakanın bu harcamayı denkleştirmeye tutmak istemediğini ispatlayarak geri verme yükümlülüğünden kurtulur. Altsoyun iadeden kurtulabilmesi için mirasbırakanın altsoyun iade yükümlülüğünü açık bir irade beyanı ile kaldırması gerekir. Zımni bir irade beyanı yeterli değildir. Örneğin, mirasbırakan sağlığında oğluna ev bağışlayarak, devretmiş, ancak kızına bir şey vermemişse, kızın iadeyi talep halinde oğlun iadeden kurtulabilmesi için, mirasbırakanın sağlığında açık bir irade beyanı ile bu bağışlamayı iade kapsamı dışında tuttuğunu oğlun ispatlaması gerekir. Mirasbırakanın bu irade beyanı herhangi bir şekle bağlı değildir. Bu irade beyanı iadesi istenilen işlem anında açıklanabileceği gibi, sonrasında açıklanabilir. “…Dava mirasta iade istemine ilişkindir (TMK md.669). İadenin kastedilmediğinin kabulü için, belli bir şekilde beyana lüzum yoktur. Bu husus her türlü delille kanıtlanabilir. Toplanan delillerden; dava konusu… parsel sayılı taşınmazların 02.08.1976 tarihinde muris B.B. tarafından bila bedel ve kayıtsız şartsız davalı İbrahim’e hibe edildiği, dinlenen tanık ifadelerinden de bu durumun doğrulandığı, murisin terekeye iade kastının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Murisin tahakkuk eden bu kastı karşısında, Türk Medeni Kanununun 669. maddesinin şartlarının oluşmadığı ve davanın reddi gerektiği düşünülmeden…” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2013/2285 K. 2013/4457 T. 21.2.2013)
“…Dava mirasta iade istemine ilişkindir (TMK md.669). İadenin kastedilmediğinin kabulü için, belli bir şekilde beyana lüzum yoktur. Bu husus her türlü delille kanıtlanabilir. Toplanan delillerden; dava konusu… parsel sayılı taşınmazların 02.08.1976 tarihinde muris B.B. tarafından bila bedel ve kayıtsız şartsız davalı İbrahim’e hibe edildiği, dinlenen tanık ifadelerinden de bu durumun doğrulandığı, murisin terekeye iade kastının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Murisin tahakkuk eden bu kastı karşısında, Türk Medeni Kanununun 669. maddesinin şartlarının oluşmadığı ve davanın reddi gerektiği düşünülmeden…”
Altsoy dışındaki kanuni mirasçılara ve eşe yapılan sağlararası karşılıksız kazandırmaların denkleştirmeye tabi olabilmesi için, TMK’nın 669. maddesi gereği, denkleştirmenin mirasbırakan tarafından istenmiş, kısacası kazandırmanın onların miras payına mahsuben yapıldığının belirtilmiş olması gerekir. Altsoy dışındaki kanuni mirasçılara ve eşe yapılan sağlararası kazandırmaların iadeye tabi tutulması yönündeki mirasbırakanın iradesi açık olabileceği gibi, zımni de olabilir.
“…altsoy dışındaki yasal mirasçıların miras bırakandan elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaların denkleştirmeye (iadeye) tabi olması için, bunların miras payına mahsuben verildiğinin kanıtlanması gerekir. Davacı, miras bırakanın 18.04.2005 tarihinde davalı (eşine) aktardığı paranın, miras payına mahsuben verildiğine ilişkin bir delil getirememiştir. O halde, davalıya aktarılan para ile ilgili denkleştirme isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır… ” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2009/625 K. 2009/6776 T. 9.4.2009)
Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre, sağ kalan eş mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olmuş ise, mirasta denkleştirme isteyemez ve ayrıca geri verme yükümlülüğü de yoktur. Bu durumda altsoyun da sağ kalan eşe karşı mirasta denkleştirme borçlusu ve alacaklısı olmayacaktır.
“…kanun yapıcı, eşle füruu birbirine karşı alacaklı ve borçlu yapmak istememiştir. Amaç, birbirine böylesine yakın bağlarla bağlı kişileri bir teberru yüzünden karşı karşıya getirmemek, kırgınlıklara yol açmamaktır. Şayet saklı payı zedeleme söz konusu olursa zaten tenkis davası açmak hakkı saklıdır (MK.502). Doktrinde hâkim olan görüş de bu doğrultudadır. Yani, füru ile eş birbirine karşı iade alacaklısı olmadığı gibi, iade borçlusu da değildir, (Eren, Age, Sh. 348, Kocayusufpaşaoğlu, Age, Sh.451, İmre Age. Sh. 738, Ayiter Age. Sh. 235).Yukarıda yazılı gerekçeler karşısında davanın reddi gerekirken …” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 1980/1214 K. 1980/2923 T. 3.4.1980)
C. İadenin Koşulları
TMK’nın 669/1. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mirasbırakanın sağlığında ve mirasbırakanın malvarlığından olmak koşuluyla kanuni mirasçıların miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmalar iadeye tabidir. Mirasbırakanın sağlararası kazandırıcı işlemleri mirasta iade konusu olurlar. Mirasbırakanın ölüme bağlı kazandırıcı işlemleri mirasta iadeye konu olamazlar. Ölüme bağlı tasarruflar yönünden TMK’nın 647. maddesi hükmü uygulanır. Ayrıca, karşılıksız kazandırıcı işlemin konusu mirasbırakanın sağlığında mirasçının mülkiyetine geçirilmiş veya mirasçı lehine ayni bir hak tesisi şeklinde olmalıdır.
“…Mirasbırakanın, davalının 30.4.1998 tarihinde üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazın bedelini ödediği toplanan delillerle gerçekleşmiştir. Davalı taşınmaz alırken mirasbırakanın verdiği paranın karşılığını gösterememiştir. Bu durumda verilen para, davalıya yapılan karşılıksız teberru niteliğindedir. Mirasbırakanın sağlığında altsoya yapmış olduğu karşılıksız kazandırmalar kural olarak miras payına mahsuben yapılmış sayılır ve iadeye tabidir…” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2008/19656 K. 2010/2651 T. 16.02.2010)
Mirasçıların mirasbırakandan miras paylarına mahsuben ve mirasçılığı gereği elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermek yükümlülüğü, var ise mirasbırakanın açık irade beyanından, yoksa karinelerden faydalanılarak tespit edilir.
Mirasta denkleştirmeyi ancak mirasçı tarafından miras paylaştırılana kadar istenebilir. Eğer miras taksim edilmişse zamanaşımı süresi içerisinde istenmelidir. TMK’nın 5. maddesi yollaması ile TBK’nın 146. maddesi gereği, mirasta denkleştirme davası açma hakkı, taksimden itibaren başlayarak on yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir.
Kazandırma bir koşul veya yükümlülüğe bağlanmış; art mirasçı veya yedek mirasçı gibi ikameli yapılmış ise iade istenemez.
D. Kanunen Denkleştirmeye Tabi Kazanımlar
TMK’nın 669/2. maddesine göre mirasbırakanca, çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar kanunen denkleştirmeye tabidir. Bu sayma sınırlı olmayıp, mirasbırakanın aksini yani denkleştirmeden muaf tutulmasını istediği ispatlanmışsa denkleştirmeye tabi tutulamazlar.
E. Kanunen Denkleştirmeye Tabi Olmayan Kazanımlar
TMK’nın 674/1. maddesine göre, mirasbırakanın aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe çocuklar için yapılan eğitim ve öğrenim giderleri ile TMK’nın 675. maddesine göre olağan hediyeler ve geleneğe uygun evlenme giderleri kanunen denkleştirmeden muaf tutulan kazandırmalardır.
F. Geri Vermekle Yükümlü Mirasçının Seçimlik Hakkı
Geri vermekle yükümlü olduğu ispatlanan mirasçı, yani denkleştirme(iade) borçlusu iki yoldan birini tercih edecektir. Ya isterse aldığını aynen geri verir. Bu seçimlik hakka “aynen iade” veya “aynen denkleştirme” denir. İkinci yol ise, “mahsuben iade (mahsuben denkleştirme)” veya “kıymet üzerine denkleştirme” de denilen yol olup; isterse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirir. Mirasçı yukarıdaki yollardan birini tercih edebilir. Yoksa her ikisinin karma uygulamasını tercih edemez.
“…Mirasta denkleştirme koşulları gerçekleştiğine göre; Türk Medeni Kanununun 671. maddesi gereğince işlem yapılması; geri vermekle yükümlü olan davalının aynen geri vermeyi tercih etmesi durumunda, davalıya devredilen şirket hisselerinin terekeye iadesi ile yetinilmesi, davalının tercih hakkını para iadesi yönünde kullanması durumunda, bu halde denkleştirmenin, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre (TMK. md. 673/1) yapılması gerektiği de gözetilerek, buna uygun hüküm tesisi gerekirken, açıklanan yönde işlem yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir… ” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2006/18009 K. 2007/13692 T. 09.10.2007)
Denkleştirme(iade) borçlusu yani davalı iki yoldan birini tercih etmezse, yani bu hakkını kullanmaz, duruşmada ihtar edilmesine rağmen sukut eder, ret eder ya da kazandırmayı iade etmeyeceğini ileri sürerse seçme hakkı davacıya geçer.
Mirasçı aynen iade yolunu tercih ederse, elde ettiği kazandırmayı aynen miras ortaklığına iade eder. Bu durumda paylaştırma iade edilen değerin terekeye ilavesi ile yapılır ve iade borçlusu diğer mirasçılar ile birlikte paylaştırmaya eşit olarak katılmış olur. Eğer iade edilecek mal iade borçlusu tarafından elden çıkarılmışsa, denkleştirme tarihindeki değeri belirlenir ve bu bedelin miras ortaklığına iadesi sağlanır. Bu durumda denkleştirme tarihindeki değeri TMK’nın 673. maddesine göre belirlenir.
III. Tenkis
A. Genel Olarak
Saklı paylar mirasbırakanın terekesinden tasarruf edebileceği kısmın sınırını oluşturur. Bu sınır yani tasarruf edilebilir sınır aşıldığında aşılan kısmın tenkisi yani saklı paylı mirasçı lehine eksiltilmesi söz konusu olur. Bu eksiltme ise TMK’nın 560. ve devamı maddelerinde düzenlenen tenkis davası yolu ile mahkeme tarafından gerçekleştirilir.
Tenkis talebi saklı paylı mirasçıya tanınmış bir yenilik doğuran hak olup, ancak dava yolu ile kullanılabilir. Bu nedenle açılan tenkis davaları yenilik doğuran (inşai) nitelikte davalardır. Davalının elinde bulunan malların iadesi istemi var ise inşai nitelikteki davaya ayrıca eda davası niteliğini de verir. Ayrıca tenkis davası hukuki niteliği itibarıyla HMK’nın 107. maddesinde düzenlenen bir belirsiz alacak davasıdır.
Tenkis talebinde bulunabilmek için mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir tasarrufla tasarruf sınırını aşmış olması ve mirasçının saklı pay hakkını alamamış olması gerekir. Mirasbırakanca tasarruf oranı aşılmış olsa dahi, mirasbırakanın temlik dışı terekesinden davacı mirasçıya düşen miras payı ile saklı payı karşılanıyorsa artık tenkis istenemez, dava yolu ile istenilmişse reddedilir. Saklı payı zedeleyip zedelemediği mirasın açılması anındaki tereke durumuna göre tespit edilir.
Mirasbırakanın sağlararası işlemi yaparken saklı payı ihlal kastı ile hareket ettiğinin iddia edilebilmesi için işlem tarihinde mutlaka saklı paylı mirasçısının bulunması gerekir. Eğer sağlararası işlem tarihinde mirasbırakanın saklı paylı mirasçısı değilse, mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla hareket ettiği ileri sürülemez.
“…Miras bırakan henüz evlenmeden önce bağışta bulunduğuna göre, sonradan evlendiği karısının saklı payını zedeleme kastının varlığından söz edilemez…” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 1982/7761 K. 1982/8974 T. 30.11.1982)
Ayrıca tenkis talebinde bulunabilmek için saklı payı ihlal ettiği iddia edilen tasarrufun hukuken geçerli olması şarttır.
Tenkis talebi, saklı payı zedeleyen ölüme bağlı tasarrufların tümü ile aşağıda açıklanacağı üzere bazı şartlar gerçekleştiğinde sağlararası tasarruflar hakkında ileri sürülebilir. Ölüme bağlı tasarrufların tenkise tabi tutulmaları için tek şart saklı payı zedelemeleridir. Buna karşılık, saklı payı zedelese dahi her sağlararası tasarruf tenkise tabi tutulmaz. Sağlararası tasarrufların tenkise tabi tutulmaları için kanunda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerekir.
Tenkis kararı geçmişe etkili olup, hükümleri mirasın açıldığı tarihe kadar geriye yürür.
B. Tenkise Tabi Tasarruflar
1. Genel Olarak Tasarruf Kavramı
Kişinin kendi malvarlığından karşılık almaksızın veya alınan karşılık ile kazandırma arasında kendisi aleyhine önemli bir fark olacak şekilde diğer bir kişi lehine yaptığı hukuki işlemlere tasarruf(kazandırma) denir.
Kazandırmalar hüküm doğurdukları an bakımından iki şekilde gerçekleşebilir: ölüme bağlı kazandırmalar veya sağlararası kazandırmalar. Kişi hayattayken hüküm doğuruyorsa sağlararası tasarruf, kişi öldükten sonra hüküm doğuruyorsa ölüme bağlı tasarruftur.
Medeni Kanun’da ölüme bağlı tasarruflar, şekli(geniş) anlamda ölüme bağlı tasarruflar ve maddi(dar) anlamda ölüme bağlı tasarruflar olarak ikiye ayrılmaktadır. Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar ile kastedilen, mirasbırakanın uymak zorunda olduğu şekillerdir ki, mirasbırakan ölümünden sonra gerçekleştirilmesini istediği arzularını ancak bu şekillere uymak suretiyle düzenleyebilir. Maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar ile kastedilen ise, mirasbırakanın uymak zorunda olduğu şekillerle gerçekleştirdiği ölüme bağlı tasarruflarla istediği hususlardır. TMK’nın 514. maddesine göre, şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar iki şekilde yapılabilir; vasiyetname ve miras sözleşmesi . Maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar mirasçı ataması veya belirli mal vasiyeti şeklinde gerçekleşir.
2. Tenkise Edilebilir Tasarruflar
Tenkis davasının konusu, mirasbırakan tarafından yapılan ve tasarruf oranını aşan, saklı payları ihlal eden karşılıksız(ivazsız) kazandırıcı işlemlerdir. Ancak tenkis, hukuken geçerli olan tasarruflar için söz konusu olup, tasarruf hukuken geçerli değilse, mirasçılar butlanını ileri sürerek tasarruf konusunun tamamının terekeye dâhil edilmesini sağlayabilirler.
Ayrıca karşılıksız olsalar ve saklı payı zedeleseler dahi tüm karşılıksız kazandırıcı işlemler tenkise tabi değillerdir. Şöyle ki; ölüme bağlı tasarrufların tenkis tabi tutulmaları için tek şart, saklı payı zedelemeleridir. Buna karşılık saklı payı zedelese dahi, her sağlararası tasarruf tenkise tabi tutulmaz. Sağlararası tasarrufların tenkise tabi tutulmaları için kanunda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerekir.
a. Ölüme Bağlı Tasarruflar Yönünden
Mirasbırakanın mirasçılarının saklı paylarını zedeleyen ölüme bağlı tasarruflarının hepsi kayıtsız şartsız tenkise tabidir. Ölüme bağlı tasarrufların vasiyetname veya miras sözleşmesi şeklinde yapılmış olmalarının bir önemi yoktur.
“…Muris Ayşe…11.03.1997 tarihli vasiyetname ile yasal mirasçılarından kızı davalı Şükran’ı mirasçı olarak atamıştır.
Ölüme bağlı tasarruflar her halde tenkise tabidir. (743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi md. 507/1) Mahkemece vasiyete konu tüm malların öncelikle belirlenmesi ve tenkis hesabı yapılması zorunludur. Bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır… ” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 2007/8646 K. 2007/9277 T. 20.03.2007)
b. Sağlararası Tasarruflar Yönünden
Mirasbırakan tarafından sağlığında gerçekleştirilen sağlararası tasarruflar saklı payı zedelese ve tasarruf edilebilir sınırı aşsa dahi ancak TMK’nın 565. ve 567. maddelerdeki koşulların gerçekleşmesi halinde tenkise tabi tutulurlar. TMK’nın 565. maddenin ilk üç bendinde ve TMK’nın 567. maddesinde belirtilen haller özel haller olmasına rağmen, TMK’nın 565. maddenin dördüncü bendindeki hal daha genel niteliktedir. Tenkise tabi olarak kanunda düzenlenen bu tasarruflar dışında başka bir sağlararası tasarrufun tenkisi mümkün değildir. Tenkise tabi oldukları kanunda düzenlenen tasarrufların dışındaki sağlararası kazandırmalar bedelsiz olsalar bile tenkise tabi tutulmazlar. Kanunda sınırlı olarak sayılan tenkise tabi tasarruflara mirasbırakanın iradesi ile başka tip tasarrufların eklenmesi veya azaltılması mümkün değildir.
aa. TMK’nın 565. Maddesinde Düzenlenen Tenkise Tabi Sağlararası Kazandırmalar
TMK’nın 565/1. maddesinde bu kapsamda düzenlenen ilk hal, miras payına mahsuben lehine sağlararası kazandırma yapılan kimsenin mirasçılık sıfatını kaybetmesi hali; diğeri hali de, yapılan sağlararası kazandırmanın mirasbırakan tarafından denkleştirmeden muaf tutulması halidir. Ancak bu kazandırmaların tenkise tabi tutulmaları için kanuni mirasçıya miras payına karşılık verilmiş olmalı ve TMK’nın 669. maddesi gereği denkleştirmeye tabi tutulmamaları gerekir.
TMK’nın 565/2. maddesine göre, “Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar” ile kastedilen kanuni mirasçıya miras hakkından feragati nedeniyle verilen ivaz (karşılık) kastedilmektedir. Yani müstakbel bir mirasçının, mirasın açılmasından önce mirasbırakan ile yaptığı olumsuz miras sözleşmesiyle beklenen miras hakkından vazgeçmesi karşılığında elde ettiği kazancın diğer mirasçıların saklı paylarını aşan kısmı tenkise tabidir.
TMK’nın 565/3. maddesinde mirasbırakanın sağlararası bağışlamaları düzenlemekte olup, mirasbırakanın saklı payları zedeleme kastı bulunup bulunmadığına ve yapılış tarihine bakılmaksızın mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde adet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar tenkise tabidir.
“..Olayda bağışların ölümden önceki bir yıl içerisinde yapıldığı tartışmasız bulunduğuna göre kastın varlığı aranmaksızın istek doğrultusunda tenkis hesaplarının yapılması gerekir. Tereke mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmeli parasal olarak belirlenmelidir. (MK.454)…” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E. 1998/7401 K. 1998/8751 T. 13.7.1998)
TMK’nın 565/4. maddesine göre, “Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar” hukuken geçerli iseler, yapıldıkları tarihten mirasın açılmasına kadar geçen süre ne olursa olsun tenkise tabidirler.
“…Temlike konu olan taşınmaz, murisin ölümünden yaklaşık otuz yedi sene evvel davalıya bağış yolu ile temlik edilmiştir. Bu halde söz konusu temlikin ancak, murisin saklı pay ihlal kastının açık olarak ispatlanması halinde tenkis edileceği aşikârdır. Toplanan delillerden murisin bu konudaki iradesi açık bir şekilde tespit edilememekte olup, Mahkemece yapılacak iş; murisin 1971 senesi itibarıyla bütün malvarlığını tespit etmek, o yıla göre temlik edilen taşınmaz ile temlik harici taşınmazların değerleri arasında mukayese yapmak, aynı mukayeseyi ölüm tarihi itibarı ile de yapmak, bu amaçla mahallinde keşif icra etmek, bu objektif değerlendirme yanı sıra tanık beyanlarını da bir bütün olarak değerlendirmek, murisin saklı pay ihlal kastının bulunduğu kabul edildiği takdirde ise yöntemince tenkis hesabını yaparak karar vermekten ibarettir…” (Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E. 2011/395 K. 2011/1578 T. 29.03.2011)
bb. Üçüncü Kişi Lehine Yapılmış Olan Hayat Sigortası Alım Değeri
Bir hayat sigortasının tenkise konu olabilmesi için, mirasbırakanın herhangi bir tarihte veya belirli bir süre içinde ölmesi ihtimaline karşı yapılması, sigorta primlerinin mirasbırakan tarafından ödenmesi, mirasbırakanın sigorta sözleşmesi kurulurken veya daha sonra üçüncü kişiyi lehtar tayin etmesi ya da sigorta sözleşmesinden doğan alacağını karşılıksız olarak üçüncü kişiye devretmesi ve söz konusu sigortanın mirasın açıldığı anda satın alma değerinin bulunması gerekir.
cc. Tasarruf Edilebilir Kısmı Aşan İntifa Hakkı Veya İrat Borcunun Tenkisi
Mirasbırakan malvarlığı üzerinden başkaları lehine intifa hakkı tanımış veya irat bağlamışsa ve bu tasarrufun sermaye değeri mirasçıların saklı paylarını zedelemişse harcama özgürlüğünü aşan kısmı saklı pay sahibi isterse tenkis edilir veya isterse tasarruf edilebilir kısmın değerini lehine tasarruf yapılana ödeyerek malın üzerindeki irat veya intifa hakkının kaldırılmasını isteyebilecektir.
dd. Mirastan Feragat Eden Mirasçı Lehine Yapılmış Olan Kazandırmanın Tenkisi
TMK’nın 573. maddesinde düzenlenmiş olup, maddede söz konusu mirastan feragat bir bedel karşılığı yapılan feragat olup, sağlararası tasarruf niteliğindeki bu kazandırma ile saklı pay zedeleniyorsa tasarruf edilebilir kısmı aşan bu miktarın tenkisi istenebilir. Ancak, TMK’nın 574. maddesi ile mirastan feragat ederek tenkise muhatap olan mirasçıya seçimlik hak tanımıştır.
ee. Mirastan Iskat (Çıkarma) Tasarrufunun Tenkisi
Mirastan ıskat, mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarruf ile kanunun belirlediği nedenlerden birine dayanarak saklı paylı mirasçısının saklı payını indirmesi veya tamamen ortadan kaldırmasıdır. Yalnız saklı paylı mirasçılar için geçerli olup, tek taraflı hukuki bir işlemdir.
Mirastan ıskat ile ıskat edilen mirasçı terekeden bir pay isteyemez. Saklı payı tamamen veya kısmen ortadan kaldırıldığından tenkis davası açamaz. Ancak, TMK’nın 512. maddesine göre, ıskatın geçerliliği için ıskat nedeninin mutlaka ölüme bağlı tasarrufta gösterilmesi ve gerektiğinde ıskat nedeninin kanıtlanması gerekir. Bu kanıtlama işleminin ıskattan yararlanan mirasçıya veya varsa vasiyet alacaklısı tarafından yerine getirilmelidir.
Bu hususlar yerine getirilmez ise, yani ıskat nedeni kanıtlanamaz veya ıskat nedeni gösterilmemişse mirasçının saklı payı gözetilir, saklı payı çıkarılan mirasçıya verilir. Bu husus ancak TMK’nın 512/3. maddesine göre açılacak dava ile olabilir. Iskat edilen mirasçının saklı payına el atılmışsa tenkis davası açabileceği gibi, mirasbırakanın bu ıskat işlemini açık bir yanılma yüzünden yaptığını ileri sürüyorsa diğer mirasçılarına karşı ıskatın iptali davasını da açabilir.
Tenkis davası davacı lehine sonuçlanırsa, ıskat tamamen geçersiz hale gelmez. Çünkü ıskat işlemi mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü oranında geçerlidir. Dava sonunda çıkarılan mirasçı TMK’nın 512/3. maddesi gereği yalnızca saklı payını elde eder.
“…Mirasçılıktan çıkartılan (ıskat edilen) kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. (743 S. K. m. 458) Ölüme bağlı tasarrufta mirastan çıkarma sebebi gösterilmişse ıskat geçerlidir. Mirastan çıkarma sebebinin varlığını ispat etmek çıkarmadan yararlanan mirasçıya ait bulunmaktadır. Mirasçılıktan çıkarma (ıskat) sebebinin varlığı, davalı (ıskattan yararlanan) tarafından kanıtlanamamıştır. Mahkemece mirasçılıktan çıkarmaya yönelik ölüme bağlı tasarrufun; davacı mirasçıların saklı payları dışında (tasarruf nisabı oranında) yerine getirileceği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır…” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2009/2-437 K. 2009/450 T. 21.10.2009)
C. Mirasbırakanın Tasarruf Özgürlüğü
Tereke değeri ile saklı paylar toplamı arasındaki fark, mirasbırakanın serbestçe tasarruf edebileceği kısımdır. Tasarruf nisabının tespiti için, terekenin ve saklı paylar toplamının bilinmesi gerekir.
“…Tereke ile mahfuz hisseler toplamı arasındaki fark tasarruf nisabını ifade eder (MK. 452). Tasarruf nisabı üzerinde, miras bırakan dilediği şekilde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Tasarruf nisabının bulunabilmesi için tereke ile mahfuz hisseler toplamının değerlerinin ayrı ayrı bilinmesine ihtiyaç vardır. Bu nedenle evvela terekenin tespiti, bilahare tespit edilen terekenin değerlendirilmesi icap eder…” (İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E. 1994/4 K. 1994/4 T. 11.11.1994)
1. Tereke Tutarının Belirlenmesi
Öncelikle, terekenin aktifinin mirasbırakanın ölümü günündeki, yani mirasın açıldığı andaki parasal karşılıklarıyla tespiti gerekir. Mirasın açılmasından sonra terekeye dâhil mal varlıklarında oluşacak parasal değişiklikler dikkate alınmaz.
Mirasbırakanın ölüm anındaki malvarlığı, TMK’nın 669. maddesinde düzenlenen mirasta denkleştirmeye(iadeye) tabi kazandırmalar, TMK’nın 508, 509, 514. ve 565. maddelerde düzenlenen tenkise tabi kazandırmalar terekenin aktifini oluştururlar. Bu kapsamda TMK’nın 508. maddesine göre, mirasbırakanın sağlararası karşılıksız kazandırmaları, tenkise tabi oldukları ölçüde, tasarruf edilebilir kısmın hesabında terekeye eklenir. TMK’nın 509. maddesine göre, mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası sözleşmesi yapması veya böyle bir kişiyi sonradan lehtar olarak tayin etmesi ya da sigortacıya karşı olan istem hakkını sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufla karşılıksız olarak üçüncü kişiye devretmesi halinde, sigorta alacağının mirasbırakanın ölümü zamanındaki satın alma değeri terekeye eklenir. TMK’nın 565. maddenin 1., 2. ve 3. fıkralarında ölüme bağlı tasarruf gibi mutlak olarak tenkise tabi tasarruflar, son fıkrasında ise saklı payı etkisiz kılma amacıyla yapıldığı kesin olan(bu hususun ispatı gerekir) tasarruflar düzenlenmiş olup; özellikle belirli mal vasiyetinin tenkisinde TMK’nın 570. maddesindeki sıralama dikkate alınmalıdır. TMK’nın 570/1. maddesine göre, tenkis, saklı pay tamam oluncaya kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflardan; yetmez ise, en son tarihli olandan başlamak üzere ölüme bağlı olmayan bağışlamalardan yapılır. Eğer buna rağmen tamamlanamazsa ikinci fıkraya göre, en son sırada kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar tenkis edilir.
İkinci olarak, terekenin pasifinin tespiti gerekir. TMK’nın 507/2. maddesine göre, “mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri terekeden indirilir.”
Son olarak, terekenin pasifinin terekenin aktifinden indirilmesi ile net terekenin tespiti gerekir.
2. Saklı Payların Belirlenmesi
İlk olarak, mirasta hak sahibi olan saklı paylı mirasçıların kanuni miras paylarının tespit edilmesi gerekir. Ayrıca saklı paya el atılan net miktarın belirlenebilmesi için temlik dışı tereke var ise, bu terekeden davacının kanuni miras payına düşen miktarı saklı payından indirilir. Bu paylar bulunduktan sonra, TMK’nın 506. maddesine göre, varsa her bir mirasçının saklı payı elde edilir ve bunlar birbiriyle toplanır. Bu toplam terekenin belirli bir oranını teşkil ettiğinden, tereke tutarına oranlanır ve saklı payların parasal değeri bulunur. İşte bu rakam, tereke tutarından çıkarıldıktan sonra geriye kalan değer, tasarruf edilebilir kısımdır.
“…Tenkis talebinin dinlenebilmesi için tenkis talebinde bulunan mirasçının saklı pay sahibi olması yasal ön koşuldur. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu 22.11.2001 yılında kabul edilmiş ve 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 4721 sayılı TMK’nın yürürlüğü ve uygulama şekline dair 4722 Sayılı Yasanın Mirasçılık ve Mirasın Geçişi başlıklı 17. maddesi hükmüne göre, mirasçılık ve mirasın geçişinin, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre, muris Naciye…’in, 21/10/1976 tarihinde vefat etmesi nedeniyle, davacıların tenkis taleplerinin, 743 Sayılı Medeni Kanun Hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir…” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi E. 2017/532 K. 2017/551 T. 16/05/2017)
“…murisin mahkemece belirlenen net terekesine göre murisin sağlığında davalı erkek evlatlarına yaptığı bağışlama şeklindeki tasarrufları ile bilirkişi tarafından yapılan hesaplama ile ortaya konulduğu üzere davacının saklı payı ihlal edilmiş değildir. Davacı net tereke miktarına göre yasal payını alabilecek durumdadır. Bu nedenlerle tenkis davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Taşınmazların değeri yerinde yapılan keşifler sonucu ve değer tespiti yapabilecek uzmanlığı bulunan inşaat ve mülk bilirkişisinden oluşan heyet tarafından belirlenmiştir. Davacı vekilinin esasa ve taşınmazların değerinin yöntemince tespit edilmediğine yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir…” (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi E. 2017/663 K. 2017/709 T. 13/06/2017)
D. Tenkis Miktarının Tespiti
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde bulunan net terekenin davacının kanuni miras payı ile çarpımı sonucu bulunan değer davacının kanuni miras payı olup, bu kanuni miras payı esas alınarak davacının saklı payı ile oranlanarak bulunan değer ise davacının saklı payıdır. Davalıdan yapılacak tenkis miktarı ise, tasarrufun tüm değeri ile davalıya yapılan fazla kazandırma arasında kurulan oran olan sabit tenkis oranı uygulanarak bulunan değerdir.
“…Sabit tenkis oranı, 11.11.1994 gün ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “tasarrufun tümünün değeri ile davalılara yapılan fazla teberru arasında kurulan orandır”. Sabit tenkis oranı ile el atılan saklı payın, tasarrufun değerine oranı ile bunun her davalıya yapılan tasarruf tutarları yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerekir…” (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2014/18782 K. 2015/11654 T. 23.06.2015)
TMK’nın 561. maddesindeki düzenleme mirasbırakan tarafından saklı paylı mirasçıya yapılan tenkise tabi bir kazandırmanın ne şekilde tenkis edileceğine ilişkin olup, öncelikle yapılan kazandırmanın yalnız saklı payını aşan kısmının tenkis edileceği yönündedir. Saklı paylı mirasçıya yapılan kazandırmadan saklı payı düşüldükten sonra kalanın tenkis hesabında dikkate alınması kuralı saklı paylı mirasçı olmayan biri ile birlikte davalı olması halinde de geçerlidir.
TMK’nın 563/2. Maddesine göre, mirasbırakan aksini öngörmemişse, bir şeyi teslim ile yükümlü olacak şekilde lehine yapılan bir ölüme bağlı tasarrufun tenkisi halinde, lehine ölüme bağlı tasarruf yapılan kimse kendi yükümlülüğünün de aynı oranda indirilmesini isteyebilir. Tenkis davası ile karşı karşıya kalan vasiyet alacaklısı, kendisine yüklenen borç veya yüklemenin aynı oranda indirilmesini ayrı açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, bu borç veya yüklemenin ifası istendiğinde def’i yoluyla da ileri sürebilir.
Belirli mal şeklindeki vasiyetin konusu olan mal bölünebiliyorsa, tenkisi basit olup, saklı payı ihlal eden ve bu nedenle tenkisi gereken kısmın tespiti ile ödetilmesine karar verilir. Ancak, TMK’nın 564. maddesine göre, belirli mal vasiyetinin konusu olan malın bölünmesi değerinde azalma olmaksızın mümkün değilse, vasiyet alacaklısına tanınan bir seçimlik hak mevcuttur. Vasiyet alacaklısı isterse tenkisi gereken kısmın değerini para olarak ödemek suretiyle vasiyet edilen şeyi bir bütün olarak alır, isterse vasiyet edilen malı geri vererek tasarruf edilebilir kısmın, yani saklı paylar alındıktan sonra geriye kalan kısmın değerinin para olarak kendisine ödenmesini talep eder. Davalı seçimlik hakkını kullanmaz ise bu seçim hakkı davacıya geçer. Tercih hakkını kullanması için davalıya veya yukarıda belirtilen şartlarla davacıya süre verilmeden önce mutlaka sabit tenkis oranı ve bu orana göre malın değerinde bir azalmaya yol açmadan bölünmezliği sorulup kesin olarak tespit edilmelidir.
“…Davalı vasiyet alacaklısı vakıf vekili, Türk Medeni Kanunu’nun 564. maddesi gereğince tercih hakkını 09.07.2009 tarihli dilekçesinde “para alma” şeklinde kullanmıştır. Davalı vekilinin bu beyanının serbest irade ile yapılmadığı, iradeyi sakatlayan bir durumun varlığı da iddia ve ispatlanamadığına göre davalının başlangıçta kullandığı tercih hakkı nazara alınarak bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir…” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2016/5837 K. 2016/10038 T. 03.11.2016)
Gizli bağış halinde tenkise esas alınacak değerin hangisi olduğu hususu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 30.11.2005 tarih ve 2005/2-581 esas, 2005/672 karar sayılı kararı ile çözüme kavuşturulmuştur. Söz konusu içtihada göre, mirasbırakanın taşınmazlar alınırken verdiği bedellerin mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değerlerinin tespiti ile bu değerlerin tenkise esas alınması gerekir.
Tenkis esnasında uyulması gereken sıra TMK’nın 570. maddesinde düzenlenmiştir. Emredici bu kurala göre tenkis, saklı pay tamam oluncaya kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflardan; yetmez ise, en son tarihli olandan başlamak üzere ölüme bağlı olmayan bağışlamalardan (sağlararası tasarruflardan) yapılır. Mirasbırakanın, saklı paylı mirasçının saklı payını zedeleyen birden çok ölüme bağlı tasarrufları var ise, farklı tarihte düzenlenmiş olsalar dahi aynı anda yani mirasın açılması (mirasbırakanın ölümü) anında hüküm doğurduklarından, bunlar birlikte ve orantılı olarak tenkis edilirler. TMK’nın 570/2. maddesinde kamu tüzel kişilerine ve kamuya yararlı dernek ve vakıflara bir ayrıcalık tanınmış olup, “Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.”
Kazandırma yapılanın yani mirasbırakanın tenkise tabi tasarrufundan bir artı değer kazanan ve bu nedenle tenkis davasında davalı konumunda olanın geri verme borcunun kapsamı kişinin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir. Kısaca, iyiniyetli kişinin geri verme borcunun kapsamı sebepsiz zenginleşme hükümlerine, kötüniyetli kişinin geri verme borcunun kapsamı ise kötüniyetli zilyedin geri verme borcuna ilişkin hükümlere göre tespit edilir.
E. Dava Açma Süreleri
TMK’nın 571. maddesine göre, tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamenin açılma tarihinden diğer tasarruflarda ise mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.
Bu süreler mirasbırakanın ölümü tarihinden itibaren işlemeye başlarlar. Vasiyetname usulünce açılıp ilgililere tebliğ edilmeden 571. maddesinde gösterilen 1 yıllık hak düşürücü süreler işlemeye başlamaz. On yıllık süre ise, tenkis davasında genel hak düşürücü süresidir. On yıllık hak düşürücü süre, vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılma tarihinde, diğer tasarruflarda ise mirasın açılması tarihinde yani mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlar. TMK’nın 571/2. maddesine göre, “Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar.”
4721 sayılı TMK’nın 571. maddesinde düzenlenen bu süreler, 743 sayılı TKM’nin 513. maddesindeki düzenlemenin aksine, hak düşürücü süreler olup, hâkim tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması ve sürelerin tespitinde kuşkuya yer vermeyecek şekilde ön sorun şeklinde inceleme yapılması, bu konuda gerekirse taraflara delillerini sunmaları için süre tanınması suretiyle sonucu gidilmesi gerekir.
F. Tenkis Def’i
Tenkis def’i, serbest tasarruf oranının aşılması halinde, saklı paylı mirasçıya kendisine yöneltilen terekeye ilişkin hak taleplerini yerine getirmekten kaçınabilme imkânını veren bir haktır. Mirasçının saklı payı ihlal edilmiş ve söz konusu ölüme bağlı tasarrufun ifası için aleyhine dava açılmışsa, tenkis def’i ileri sürülebilir. Saklı payın ihlali mirasçı atama yoluyla gerçekleşmişse, atanan mirasçı tarafından açılan mirasın paylaşılması davasında, saklı paylı mirasçı tenkis def’ini ileri sürebilir.
IV. Sonuç
Bu çalışmanın amacı, yasal düzenlemeler, Yargıtay içtihatları ve uygulama dikkate alınarak, her iki konu açısından uygulamacıya yararlı olacak, teorik bilgilerden çok, uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm sağlayacak bilgileri bir arada sunmak ve bu yolla hak kayıplarının önlenmesine bir nebze yardımcı olmaktır. Ancak, yukarıda belirtildiği üzere, özü iki başlıkta anlatılsa dahi, her iki konu bir makalenin boyutunu çok aşacağından, çalışma daha çok her iki konunun özüne ilişkindir.
Kaynakça:
- BAYGIN, Cem: “Tenkis Davalarında Mirasbırakanın Tasarruf Nisabının Hesaplanması”, EÜHFD, 12 (3-4), 2008, 137-179.
- DURAL, Mustafa/ÖZ, Turgut: Türk Özel Hukuku Cilt IV Miras Hukuku, 8. Baskı, İstanbul 2015.
- EREN, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Ankara 2014.
- İMRE, Zahit/ERMAN, Hasan: Miras Hukuku, 12. Basım, İstanbul 2016,
- KILIÇOĞLU, Ahmet: Miras Hukuku, 6. Baskı, Ankara 2015,
- KOCAYUSUFPAŞAOĞLU, Necip: Miras Hukuku, 3. Baskı, İstanbul 1992,
- KURTBAŞ, Serap: Tenkise Esas Alınan Tereke, 1. Baskı, Ankara 2017,
- NAR, Ahmet: Türk Miras Hukukunda Tenkis, 1. Baskı, İstanbul 2016
- ÖZKAYA, Eraslan: Açıklamalı-İçtihatlı İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, 4. Baskı, Ankara 2011,
- ÖZUĞUR, Ali İhsan: Türk Medeni Kanunundan Önce ve Sonra Miras Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2009,
- ÖZUĞUR, Ali İhsan: Açıklamalı- İçtihatlı Tenkis, Mirasta Denkleştirme ve Muvazaa Davaları, 5. Baskı, Ankara 2015,
- ÖZTAN, Bilge: Medeni Hukukun Temel Kavramları, 19. Baskı, Ankara 2013,
- ÖZTAN, Bilge: Miras Hukuku, 6. Baskı, Ankara 2014,
- ÖZTÜRKLER, Cemal: Mirasta Denkleştirme İade ve Tenkis Davalarında Hesap Teknikleri, 1. Baskı, Ankara 2004,
- PEKCANITEZ, Hakan/ TAŞ KORKMAZ, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, 15. Baskı, İstanbul 2017,
- TURAN BAŞARA, Gamze: “Ölüme Bağlı Tasarrufların Tenkisi ve Tenkis Davası”, TAAD, Yıl: 7, Sayı: 27 (Temmuz 2016)
- VARDAR HAMAMCIOĞLU, Gülşah:Medeni Hukuk’ta Tasarruf İşlemi Kavaramı, 1. Baskı, İstanbul 2014.